Baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Baba etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2015 Çarşamba

Bir Zamanlar 2 Yaşında Bir Toprak Varmış

Toprak'ın 3. doğum gününe sayılı günler kala karşınızda tam 2 yaşındaki Toprak:)








Toprak'ın ev halleri

Annesi gibi tam bir muz canavarı:)



Kaskı, atı ve çoraptan yaptığı eldivenleri ayrılmaz bir üçlü! Toprak bu atın üstünde büyüdü sayılır:)




2,5 yaşına kadar ağzından hiç eksik etmediği, onun değimiyle "mağma" ile emzikli hali


Kardeşinin doğacağı günün sabahında yeni yeni izlemeye başladığı Caillou ile transa geçmiş Toprak 


Ve 2. doğum gününden 3 gün sonra, abi olmadan önceki son saatlerinde parkta bir Toprak varmış:)









Annesinin ve babasının kıvırcık saçlı kuzusu 



Fotoğraflar: Her zaman olduğu gibi Selin Düyen Mehder & Sedat Mehder 

8 Ocak 2015 Perşembe

Kızımın Doğum Hikayesi "Hoş Geldin Derin Su"



Mis kokunu duyarak yazıyorum kızım doğum hikayeni, sana kavuşmanın verdiği mutlulukla...

Benim güler yüzlü minik kızım 18 Şubat 2014' te uzun bir bekleyişin ardından dünyaya geldi! O günden beri hayatımın artık başka bir anlamı var. Su bebeğim bana ikinci kez annelik sevincini, bebek kokusundan tekrar sarhoş olmanın güzelliğini yaşattı. Ve daha bir çok şahane duyguyu...

Son kontrolümde kızım da abisi gibi ters geldiği için (başı yukarıda poposu aşağıda)sezeryan kararı almıştık. 18 Şubat Salı günü kızımı kucağıma alacaktım. Bütün hazırlıklarımı tamamlayıp doğumu beklemeye başladım.



Günler geçtikçe heyecanım artıyordu. Doğumdan birkaç gün önce "Toprak kardeşini nasıl karşılayacak"dan başka bir şey düşünemez olmuştum. 18 Şubat Salı sabahı erkenden uyandım, önce kendim hazırlandım. Sonra Toprağıma kahvaltısını yaptırıp o gün kardeşinin doğacağını tekrar anlattım. Ailece hastaneye gittik, odama yerleştim. Oda çok tanıdıktı, oğlumu kucağıma ilk kez aldığım oda!



Doğuma çok az kalmıştı ama ben hala süslemelerin derdindeydim, kızımın doğumu için hazırladığım hoş geldin bebek süslemelerini özenle odaya yerleştiriyordum. Bu sırada odaya gelen hemşire doğum için hazırlanmam gerektiğini söyledi. O zaman bir anda paniğe kapıldım. Aylardır bu günü bekliyordum, gayet sakindim ama doğumun bu kadar yakın olması beni telaşa soktu.


Kızımın hareketlerini içimde son kez hissetmenin verdiği hüzün ona dokunacak olmamın sevinci ile karıştı. Bir yanımda da oğlum şaşkın gözlerle beni izleyip "anne anne" diye bana sokuluyordu.

O anlarda aklımda bir yavrum, içimde diğer yavrum!


Ben ameliyattayken dışarıda heyecanlı bir bekleyiş vardı. Toprak ise teyzesinin kollarındaydı.


Ve çok kısa bir süre sonra kalbim dünyalar güzeli bir kız için deli gibi atıyordu.  Derin Su annesi olarak beni seçmişti.


Kızımı ilk gördüğüm anı unutamıyorum. Dünyalar güzeli bir melek, dudaklarını büzmüş, titreye titreye ağlıyordu. Öpmeye kıyamayacağım kadar küçük ve narindi. Birbirimize dokunduğumuz, onu öpüp kokladığım an yavrum sustu, anlamıştı annesinin yanındaydı artık.





Kızımın doğduğu gün sanki bir rüyadaydım. Hem bildiğim, hem de hiç yaşamamış gibi hissettiğim bir delilik haliydi tekrar anne olmak.


  Ve baba ile ilk buluşma, ilk bakışma...



Kardeş ile tanışma... Oğlum şaşkın şaşkın kardeşine bakıyordu. Uzun bir süre neler olduğunu, bu bebeğin kardeşi olduğunu anlayamadı. O da henüz bir bebekti,benim ilk göz ağrım,Toprak bebeğim!




Toprak'ın ilgisini çeken şey kardeşi değil, şekerlerdi elbette:)


İkinci evlat sevinci...


 Böylece  iki çocuklu hayatımız başlamış oldu.

Hayatımıza Hoş geldin kızım, ikinizi de çok seviyoruz!




Fotoğraflar: Selin Düyen & Sedat Mehder
       Oğlumun doğumu 


29 Nisan 2014 Salı

Vuuu, Ka, Oğlum ve Artık BABA



Ve Toprak babasına "vuuu" , "ka" , "oğlum" yerine BABA demeye başlar:)

İki yaşına kadar konuşmayan oğlum bir kaç ay önce "anne" dedi ve kelimelerin arkası geldi. Birçok kelimeyi söylemeye başladı. Aylardır baba kelimesini duyunca motosiklet sevdasından dolayı  "vuuuu" diyordu. Baba = Vuuu yazım için tık tık. Sonraları tahminimce babasının kaskından esinlenerek ona "ka" dedi. Son zamanlarda ise babasından sıklıkla oğlum kelimesini duyan canımın içi ona "oğlum" der oldu. Hem de dudaklarını büze büze, tatlı tatlı:)

Geçtiğimiz hafta eşim birkaç gün şehir dışındaydı. Sanırım annemlerdeki ikinci gecemizdi. Yatmadan önce bezini değiştirirken televizyonda Survivor vardı. Ben de bunu kim izliyor oğlum diye sorunca Toprak BABA demez mi!  Meğer oğlum baba demek için bu zamanı bekliyormuş. Arka arkaya birkaç kez sordum her seferinde baba dedi hatta en sonunda çocukcağız baba diye bağırarak yanıt verdi:) Tabii bu anlar hemen ses kaydına alınıp babasına gönderildi, mutluluklarımıza böylece bir yenisi eklendi:)


20 Ocak 2014 Pazartesi

Toprak "Anne" Derse

Evet aylardır oğlumun bana anne demesini sabırsızlıkla bekliyordum...

22 ayın sonunda canım oğlum Toprak bana anne demeye başladı:)

Toprak "anne" demeye başlayınca dünyalar benim oldu!

Ben doğum iznine ayrılınca oğlumla tüm günü birlikte geçirmeye başladık ve daha ilk haftanın sonunda bebeğimin ağzından anne kelimesi çıkmaya başladı. Daha önce de bazı kelimeleri söyleyip sonra söylemekten vazgeçtiği için önceleri emin olamadım. Ama sonra her gün bilinçli bir şekilde bana anne dediğini duyunca rahatladım.

Oğlumun ağzından anne kelimesini duymak bambaşka bir mutlulukmuş, darısı baba demesini bekleyen eşimin başına:)


3 Ocak 2014 Cuma

Eve Girmeye Direnen Toprak


Her akşam iş çıkışı annemlere gidip Toprak'ı alıyorum. Ben gittiğim zaman eşyalarını toparlamaya başlıyor, gideceğimizi anlıyor. Aslında arabaya bineceği için seviniyor. Arabanın anahtarını istiyor, motor sesi çıkarıyor.Sonra arabaya biniyoruz. Dedesi onu koltuğuna bağlıyor. Radyo kapalı ise alkışlayarak hareketli bir şarkı istiyor. Eğlenceyi seviyor oğlum:) Şayet müzik biter de reklam başlarsa hemen yeni bir şarkı için tekrar alkışlıyor. Zaten çok kısa bir mesafe olduğu için bu arada eve gelmiş oluyoruz. Artık hamileliğimde son aylara yaklaştığım , oğlum da ağırlaştığı ve kış modunda kocaman olduğu için pek kucağımda taşıyamıyorum. Elinden tutup eve doğru yürümeye başlıyoruz. Apartmanın girişindeki kedilere bakıyoruz, bazen kedimize götürmek için yaprak topluyoruz. Apartmanın giriş kapısını anahtarla açıyoruz ve sonra çıkmamız gereken sadece 14 basamak var. Bu basamakları çıkınca eve ulaşacağız. Ama gelin görün ki oğlum apartmanın girişindeki alandan bir türlü ayrılmak istemiyor. Kapının iki yanındaki camlardan dışarı bakıyor, sağa sola koşuyor ve çok mutlu oluyor. Bir süre bekledikten sonra ben onu eve çıkması için ikna etmeye çalışıyorum. Bir yandan kıyamıyorum ama eve de girmemiz gerekiyor. Dün akşam yine böyle dakikalarca kapıda durduk. "Kedi bizi bekliyor onun yanına gidelim, lego oynayalım" gibi hiçbir teklifimi kabul etmedi. Aksine bana bakıp kahkahalar atmaya başladı, bakınız yukarıdaki resim:) Biraz daha bu şekilde vakit geçirdikten sonra eşim bizi apartmanın girişinde buldu. Dakikalardır oradan gitmek istemeyen zeytin gözlü oğlum babası ile merdivenleri koşa koşa çıkmaya başladı. Böylece bir eve girme macerası daha sona ermiş oldu:)


24 Ekim 2013 Perşembe

Doğada Geçen Bir Bayram...


Toprak bayramda rahmetli anneannemin topraklarındaydı. Mis gibi havası, yem yeşil ormanları, insanı mayıştıran dere sesinin eşliğinde güzel bir kaç gün geçirdik. İstanbul'un kalabalığının ardından burası bizim için bir cennet adeta.




Oğlum Esmahanım'a varır varmaz nereye koşturacağını bilemedi. Burası neden yem yeşil dercesine etrafına şaşkın şaşkın bakındı. Tavukları, inekleri inceledi, hemen bir köpek bulup onunla oynadı. Otlarla uğraştı, dalından salatalık koparıp yedi. Tam anlamıyla doğaya kavuştu yavrum:)



Dere yolunda yaptığımız yürüyüşte her yer taş olduğu için yürümekte biraz zorlandı. Böyle durumlarda tabii ki çare babanın omuzu:) Yolda bulduğu kendinen bir hayli uzun dallarla oynamayı da ihmal etmedi. Bu aralar kimden ne gördüyse taklit etmekten büyük keyif aldığı için sopayla yürümeye çalıştı.



Temiz havanın etkisi ile öğlen uykusuna kendini öyle bir kaptırdı ki neredeyse bir öğleden sonrayı uyuyarak geçirdi. Topladığımız kestanelerin tadını çok sevdi zeytin gözlüm. Bulduğu ilk fırsatta temizlikten de hiç kaçınmadı:)


Traktöre tek kelime ile bayıldı. Motosiklet, araba derken bir de orada traktör sevdasına kapıldı. Traktöre binmek için bahçeden kaçmaya çalıştı sürekli.


Minik kelebeğim de bu güzel bayramda karnımda bize eşlik etti. İnşallah önümüzdeki sene Toprak'ı kardeşi ile buralarda oynarken göreceğiz:)



Umarım herkesin bayramı huzur dolu geçmiştir.



19 Eylül 2013 Perşembe

Baba = VUUUUUU

Toprak arabalara, motosikletlere, teknelere kısaca motor sesi duyduğu her şeye bayılıyor. Hemen yanlarına koşup motor sesi çıkarmaya başlıyor.

Bunların arasından en büyük aşkı babasının Motosikleti. Baba neye biniyor diyince daha doğrusu içinde Baba veya Sarper kelimesi geçen bir cümle duyunca hemen VUUUUUU diyor yavrum:) Motora oturmak için can atıyor ve sonra hiç inmek istemiyor. Sarper eve gelince hemen elindeki kaskı alıp kendine takmaya çalışıyor.

Uyumak üzereyken bile yoldan geçen bir motosikletin sesi duysa emziğini çıkarıp VUUUU diyor. Öyle tatlı söylüyor ki:) Zaten sadece su sesi, motor sesi ve köpek seslerini taklit ettiği için bunlar bana çok daha sevimli geliyor. Henüz konuşmadığı için telefonda onun sesini duyabilmemin tek yolu BABA kelimesinden geçiyor. Dergilerde, gazetelerde gördüğü motosikletleri hemen gösteriyor. Küçük bir motorcu daha yetişiyor galiba...